- Mim Kemal Öke Cad. Lal Apt. Kat: 5 D: 12 Nişantaşı/İstanbul
- 0533 669 84 43
- [email protected]
Yüz gençleştirme konusunda en sık karşılaşılan sorulardan biri şudur: “Benim yüzüm için botoks mu, dolgu mu, yoksa biyostimülan mı daha doğru?”
Aslında bu üç uygulama birbirinin alternatifi değildir. Çünkü her biri yüzde farklı bir probleme yönelik çalışır.
Botoks temel olarak kas hareketlerine bağlı kırışıklıkları azaltırken, dolgular kaybolan hacmi desteklemek ve yüz konturlarını düzenlemek için; biyostimülanlar ise cildin ve dokuların kendi kolajen üretimini desteklemek amacıyla kullanılır.
Bu nedenle doğru uygulamayı seçerken yalnızca yaşa değil; yüz anatomisine, cilt kalitesine, mimik hareketlerine, hacim kaybına ve kişinin estetik beklentisine birlikte bakmak gerekir.
Botulinum toksini, belirli kasların aşırı kasılmasını geçici olarak azaltan bir uygulamadır.
Özellikle:
gibi kas hareketleriyle belirginleşen kırışıklıklarda kullanılabilir.
Botoksun temel amacı yüze hacim vermek değildir.
Bu nedenle yüzünde hacim kaybı olan bir kişide yalnızca botoks uygulamak, ihtiyaç duyulan sonucu sağlamayabilir.
Dermal dolgular, yüzdeki hacim kayıplarını desteklemek, bazı konturları belirginleştirmek veya belirli bölgelerin oranını düzenlemek amacıyla kullanılabilir.
Hyalüronik asit bazlı dolgular en sık kullanılan dolgu materyallerindendir.
Dolgu ile örneğin:
kişinin anatomisine göre değerlendirilebilir.
Ancak “Dolgu = yüzü şişirmek” doğru bir yaklaşım değildir.
Doğru endikasyon, doğru ürün, doğru miktar ve doğru anatomik planlama ile amaç yüzü değiştirmek değil, yüzün oranlarını ve kaybolan desteğini daha doğal şekilde düzenlemektir.
Biyostimülanlar, temel amaçları dokuların biyolojik yanıtını ve özellikle kolajen üretimini desteklemek olan uygulamalardır.
Bu grupta kullanılan ürün ve teknolojiler birbirinden farklı özelliklere sahiptir. Örneğin bazı ürünler polinükleotid veya PDRN temelli olurken, bazıları farklı kolajen stimülatörleri içerir.
Biyostimülan tedavilerinin amacı çoğu zaman “hacim eklemekten” çok doku kalitesini ve kolajen üretimini desteklemektir.
Bu nedenle:
“Biyostimülan dolgu mudur?”
sorusunun cevabı genellikle hayırdır.
Bazı biyostimülanların hacimsel etkileri olabilir; ancak tedavinin hedefi ve mekanizması kullanılan ürüne göre değişir.
Bunu tek bir cümleyle cevaplamak mümkün değildir.
Çünkü önce yüzün hangi nedenle yaşlı veya yorgun göründüğünü anlamak gerekir.
Örneğin:
| Problem | Daha çok hangi yaklaşım değerlendirilir? |
|---|---|
| Alın mimik çizgileri | Botulinum toksini |
| Kaş arası çizgileri | Botulinum toksini |
| Kaz ayağı | Botulinum toksini |
| Belirgin hacim kaybı | Dolgu / uygun hacim restorasyonu |
| Dudak hacmi veya şekil problemi | Dolgu |
| Elmacık bölgesinde destek kaybı | Dolgu veya biyostimülatör yaklaşım |
| Cilt kalitesinde azalma | Biyostimülan / cilt kalitesi tedavileri |
| İnce çizgiler ve elastikiyet kaybı | Biyostimülan ve diğer cilt yenileme tedavileri |
| Yüzde gevşeme ve kolajen kaybı | Biyostimülanlar ve enerji bazlı tedaviler dahil kombine yaklaşım |
| Birden fazla yaşlanma bulgusu | Kişiye özel kombine tedavi |
Bu tablo yalnızca genel bir rehberdir. Aynı problem farklı kişilerde farklı tedaviler gerektirebilir.
Evet, ancak botoksun etki alanını doğru anlamak gerekir.
Botoks özellikle dinamik kırışıklıkların azaltılmasında etkilidir.
Fakat yüz yaşlanması yalnızca kırışıklıklardan oluşmaz.
Yaşla birlikte;
Bu nedenle yalnızca kırışıklıklara odaklanmak yerine yüzün tamamını değerlendirmek daha doğru bir yaklaşımdır.
Doğru kişide ve doğru endikasyonda evet.
Ancak dolgunun amacı her zaman daha fazla hacim vermek değildir.
Özellikle yaşlanmayla ortaya çıkan bazı hacim kayıplarında, kaybolan desteğin uygun şekilde yeniden oluşturulması yüzün daha dengeli ve dinç görünmesine yardımcı olabilir.
Burada en önemli nokta “ne kadar çok dolgu, o kadar genç görünüm” anlayışından uzak durmaktır.
Fazla dolgu doğal görünümü bozabilir.
Bu sorunun cevabı kullanılan ürüne göre değişir.
Bazı biyostimülanların dolgunluk veya hacim etkisi olabilir. Ancak biyostimülanların önemli bir bölümünde hedef doğrudan büyük miktarda hacim oluşturmak değil, dokunun biyolojik kalitesini ve kolajen üretimini desteklemektir.
Bu nedenle biyostimülanları klasik dermal dolgularla tamamen aynı kategoride değerlendirmek doğru değildir.
Yaş tek başına işlem için belirleyici değildir.
30 yaşındaki iki kişinin ihtiyaçları tamamen farklı olabilir.
Bir kişide belirgin mimik çizgileri ön plandayken, başka bir kişide cilt kalitesi veya akne izleri daha önemli olabilir.
Bu nedenle:
“Kaç yaşında hangi işlemi yaptırmalıyım?”
sorusundan önce:
“Yüzümde hangi problem var ve bu problemin nedeni nedir?”
sorusunu sormak daha doğrudur.
40 yaşında herkes için geçerli tek bir “en iyi işlem” yoktur.
Bu yaşlarda bazı kişilerde mimik çizgileri ön plandayken, bazı kişilerde cilt kalitesindeki azalma veya hacim kaybı daha belirgin olabilir.
Bu nedenle tedavi bazen yalnızca botoks, yalnızca dolgu veya yalnızca biyostimülan şeklinde olabilir.
Bazı hastalarda ise bu tedaviler, lazer, radyofrekans, ultrason veya diğer cilt yenileme yöntemleriyle birlikte planlanabilir.
Amaç daha fazla işlem yapmak değil, doğru problemi doğru yöntemle tedavi etmektir.
Bazı hastalarda evet.
Ancak her hastanın aynı kombinasyona ihtiyacı yoktur.
Örneğin;
bir hastada farklı tedaviler farklı problemlere yönelik olarak kombine edilebilir.
Burada önemli olan işlemlerin sayısı değil, tedavi planının yüzün ihtiyaçlarına göre oluşturulmasıdır.
Doğal görünüm isteyen bir kişide ilk hedef yüzü değiştirmek değil, yüzün yaşlanma belirtilerini doğru analiz etmektir.
Bazen yalnızca küçük dozlarda botoks yeterli olabilir.
Bazen küçük bir hacim desteği gerekebilir.
Bazen ise asıl ihtiyaç cilt kalitesini artırmaya yönelik biyostimülasyon veya enerji bazlı tedavilerdir.
Hatta bazı kişilerde herhangi bir enjeksiyon yerine öncelikle uygun medikal cilt bakımı ve güneşten korunma önerilebilir.
Doğal sonuç, tek bir işlemden çok doğru hasta seçimi ve doğru tedavi planlamasıyla ilgilidir.
Bence estetik dermatolojide en önemli sorulardan biri budur.
Bir yüzün gençleşmesi, mutlaka yüzün değişmesi anlamına gelmez.
İyi planlanmış bir tedavide hedef;
olmalıdır.
Bu nedenle estetik uygulamalarda “herkese aynı işlem” yaklaşımı yerine kişiye özel planlama çok önemlidir.
Aslında doğru soru çoğu zaman:
“Hangisi daha iyi?” değil, “Benim yüzümde hangi probleme hangi tedavi daha uygun?”
sorusudur.
Botoks, kas hareketlerine bağlı kırışıklıklarda; dolgular, uygun hastalarda hacim ve kontur desteğinde; biyostimülanlar ise ürünün özelliklerine bağlı olarak doku kalitesi ve kolajen üretiminin desteklenmesinde önemli seçeneklerdir.
Bazı hastalarda tek bir yöntem yeterli olabilir. Bazı hastalarda ise farklı yaşlanma mekanizmalarını hedefleyen kombine bir yaklaşım daha uygun olabilir.
Estetik dermatolojide en doğal sonuç, en fazla işlemi yaptırmakla değil, ihtiyacınız olan işlemi doğru zamanda ve doğru şekilde yaptırmakla elde edilir.
Not: Estetik uygulamalar kişisel değerlendirme gerektirir. Kullanılacak ürün, uygulama tekniği, doz ve tedavi planı kişinin anatomisi, cilt özellikleri ve tıbbi durumuna göre dermatoloji uzmanı tarafından belirlenmelidir.