- Mim Kemal Öke Cad. Lal Apt. Kat: 5 D: 12 Nişantaşı/İstanbul
- 0533 669 84 43
- [email protected]
Cilt yaşlandıkça yalnızca kırışıklıklar ortaya çıkmaz. Zaman içerisinde kolajen ve elastikiyet kaybı, nem azalması, güneş hasarı, pigment düzensizlikleri, ince çizgiler ve yüz hacminde değişiklikler meydana gelebilir.
Bu nedenle cilt gençleştirme, tek bir estetik işlemden çok daha geniş bir kavramdır.
Günümüzde botoks, dolgu, lazer, mezoterapi ve polinükleotid/PDRN gibi farklı yöntemler, farklı cilt problemlerine yönelik olarak kullanılabilmektedir.
Peki hangi işlem gerçekten cilt gençleştirir ve hangi yöntem kime uygundur?
Cevap, öncelikle ciltteki problemin ne olduğuna bağlıdır.
Cilt gençleştirme; cildin görünümünü, dokusunu, nemini, elastikiyetini veya yüz konturlarını iyileştirmeye yönelik dermatolojik ve estetik tedavilerin genel adıdır.
Tedavi planında kişinin:
birlikte değerlendirilir.
Bu nedenle sosyal medyada popüler olan bir işlemin herkes için uygun olması beklenmemelidir.
En sık değerlendirilen yöntemler arasında:
bulunur.
Ancak bu işlemlerin çalışma mekanizmaları birbirinden farklıdır.
Botoks esas olarak belirli kasların hareketini azaltır.
Bu nedenle özellikle alın, kaş arası ve göz çevresindeki mimik kaynaklı kırışıklıklarda kullanılır.
Botoks ciltteki güneş hasarını, lekeyi veya cilt kalitesindeki tüm problemleri doğrudan tedavi eden bir yöntem değildir.
Bu nedenle botoksu “her türlü yaşlanma belirtisini tedavi eden” bir işlem olarak görmek doğru olmaz.
Dolgu, temel olarak yüzün belirli bölgelerinde hacim kaybını gidermek veya kontur oluşturmak amacıyla kullanılır.
Örneğin:
dolgu uygulamalarının değerlendirilebildiği alanlardır.
Dolgunun amacı cildi biyolojik olarak gençleştirmekten ziyade hacim ve kontur düzenlemesi olabilir.
Bu nedenle dolgu ile biyostimülatör tedaviler aynı kategori içerisinde değerlendirilmemelidir.
Polinükleotid/PDRN temelli uygulamalar son yıllarda cilt kalitesine yönelik biyostimülasyon yaklaşımları arasında daha fazla ilgi görmektedir.
Bu uygulamaların amacı doğrudan yüzü doldurmak veya kas hareketini durdurmak yerine cilt dokusunun kalitesini desteklemektir.
Sitenizde daha önce yayımlanan PDRN içeriğinizde de bu yaklaşımın botoks ve dolgu ile arasındaki farklar ayrıntılı olarak ele alınmıştır.
Burada önemli olan nokta, PDRN veya polinükleotid uygulamalarının “mucize gençleştirme” olarak değerlendirilmemesidir.
Sonuçlar kişiye, ürüne, uygulama protokolüne ve cildin başlangıç durumuna göre değişebilir.
Gençlik mezoterapisi, cilde mikroenjeksiyonlarla çeşitli içeriklerin uygulanmasını ifade eder.
Kliniğinizdeki mevcut gençlik mezoterapisi içeriğinde hyalüronik asit temelli uygulamalar ve farklı ürün seçenekleri anlatılmaktadır.
Bu tür uygulamalarda amaç kullanılan ürüne göre cilt nemini, parlaklığını ve genel cilt kalitesini desteklemek olabilir.
Burada önemli bir ayrım vardır:
Gençlik mezoterapisi, klasik dermal dolgu ile aynı amaçla uygulanmaz.
Dolgu daha çok hacim oluştururken, mezoterapi uygulamaları daha yüzeysel ve cilt kalitesine yönelik hedeflerle planlanabilir.
Biyostimülatörler, cilt dokusunun kendi yenilenme süreçlerini desteklemeyi amaçlayan uygulamaları ifade eder.
Sitenizdeki “Dolgu mu biyostimülatör mü?” yazısında da temel ayrım hacim kaybı ile doku kalitesi arasındaki fark üzerinden açıklanıyor.
Basit bir şekilde:
Dolgu → hacim
Botoks → kas hareketi
Biyostimülasyon → cilt/doku kalitesi
şeklinde düşünülebilir.
Ancak gerçek tedavi planı bu kadar basit değildir. Bazı kişilerde bu yöntemlerin birden fazlası birlikte değerlendirilebilir.
Lazer uygulamaları; cilt dokusunun yenilenmesi, güneş hasarı, bazı pigment problemleri, ince çizgiler ve cilt yüzeyindeki düzensizliklerin tedavisinde kullanılabilir.
Ancak “lazer” tek bir işlem değildir.
Kullanılacak cihaz ve parametreler:
göre değişir.
Özellikle pigmentasyona eğilimli ciltlerde tedavi planının dermatolog tarafından yapılması önemlidir.
Bu sorunun tek bir cevabı yoktur.
Mimik çizgileri baskınsa: Botoks değerlendirilebilir.
Hacim kaybı varsa: Dolgu değerlendirilebilir.
Cilt kalitesi ve elastikiyet ön plandaysa: Biyostimülasyon veya uygun enjeksiyon tedavileri düşünülebilir.
Güneş hasarı ve pigmentasyon varsa: Lazer veya diğer dermatolojik tedaviler değerlendirilebilir.
Cilt yüzeyinde düzensizlik varsa: Lazer, peeling veya mikro iğneleme gibi yöntemler düşünülebilir.
Bazı hastalarda ise kombine yaklaşım daha uygun olabilir.
Hayır.
Cilt yaşlanmaya devam ettiği için estetik uygulamaların etkisi de zaman içerisinde azalabilir.
Sonucun süresi kullanılan yönteme, ürüne, kişinin cilt özelliklerine ve yaşam tarzına göre değişir.
Güneşten korunma, düzenli cilt bakımı ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları tedavi sonuçlarının korunmasında önemlidir.
Cilt gençleştirme için herkes açısından geçerli bir başlangıç yaşı yoktur.
“30 yaşında mutlaka şu işlemi yaptırmalı” gibi standart yaklaşımlar doğru değildir.
Tedavi ihtiyacı yaş yerine cildin gerçek durumu ve kişinin şikâyetleri üzerinden değerlendirilmelidir.
Bu iki ifade farklı ürün ve uygulama protokollerini tanımlayabilir. Hangi yöntemin uygun olduğu cilt kalitesi, yaş, beklenti ve kullanılan ürünün içeriğine göre değerlendirilmelidir.
Botoks kas hareketini azaltırken dolgu hacim oluşturur. Hangi işlemin gerekli olduğu kırışıklığın veya yüz değişikliğinin nedenine göre belirlenir.
Tek bir en etkili işlem yoktur. Cilt yaşlanması birden fazla mekanizmanın sonucu olduğu için tedavi kişiye göre planlanır.
PDRN/polinükleotid uygulamalarının temel amacı klasik dolgu gibi hacim oluşturmak değildir. Daha çok cilt kalitesine yönelik biyostimülasyon yaklaşımı olarak değerlendirilir.
Kullanılan ürüne ve protokole bağlı olarak cilt nemini, parlaklığını ve genel cilt kalitesini desteklemek amacıyla uygulanabilir.
Bunun belirlenmesi için cilt muayenesi gerekir. Aynı yaşta iki kişinin farklı cilt problemleri olması nedeniyle aynı işlem herkes için uygun değildir.
Modern estetik dermatolojide amaç mümkün olduğunca çok işlem yapmak değil, ihtiyaç duyulan probleme doğru tedaviyi uygulamaktır.
Botoks, dolgu, PDRN, biyostimülatör, mezoterapi ve lazer birbirinin alternatifi olmak zorunda değildir. Doğru planlandığında farklı hedeflere yönelik olarak aynı tedavi planının parçaları olabilirler.
Prof. Dr. Fatma Pelin Özgen’in yaklaşımında cilt gençleştirme, kişinin cilt yapısı ve ihtiyaçlarının değerlendirilmesiyle başlayan kişiselleştirilmiş bir süreçtir.