- Mim Kemal Öke Cad. Lal Apt. Kat: 5 D: 12 Nişantaşı/İstanbul
- 0533 669 84 43
- [email protected]
Akne izleri için tedavi araştıran hastaların en sık sorduğu sorulardan biri:
“Mikroiğneleme mi yaptırmalıyım, lazer mi?”
Aslında doğru soru, “Hangisi daha iyi?”den çok “Benim skarım için hangisi daha uygun?” olmalıdır.
Çünkü akne skarları tek tip değildir.
Mikroiğneleme, ciltte kontrollü mikrokanallar oluşturarak iyileşme ve kolajen üretimini uyarmayı amaçlar.
Zaman içinde oluşan yeni kolajen, bazı çökük akne izlerinin daha az belirgin hale gelmesine yardımcı olabilir.
Özellikle belirli yüzeysel ve orta derinlikte atrofik skarlarda değerlendirilebilir.
Ancak çok derin veya cilt altına yapışıklık oluşturan bazı skarlarda tek başına yeterli olmayabilir.
Lazer tedavileri ciltte kontrollü yenilenme oluşturarak kolajen üretimini ve cilt dokusunun yeniden yapılanmasını desteklemeyi amaçlar.
Özellikle fraksiyonel lazerler atrofik akne skarlarında kullanılan seçenekler arasındadır.
Bunun herkes için geçerli tek bir cevabı yoktur.
Çalışmalar farklı cihazları, farklı skar tiplerini ve farklı hasta gruplarını değerlendirdiği için bir yöntemi bütün hastalar için “en iyi” ilan etmek doğru değildir.
2026 tarihli geniş bir sistematik derleme ve ağ meta-analizi, özellikle orta-ileri atrofik akne skarlarında kombinasyon tedavilerinin birçok durumda tek başına uygulamalardan daha iyi sonuçlar verebildiğini bildirmiştir.
Lazer tedavisinin daha yoğun bir yüzey yenileme etkisi oluşturması mümkün olsa da bu, otomatik olarak herkes için daha iyi olduğu anlamına gelmez.
Cilt tipi, pigmentasyon eğilimi, skarın derinliği, iyileşme süresi ve kişinin beklentileri değerlendirilmelidir.
Mikroiğneleme:
Ancak yine de tıbbi bir işlemdir ve uygun sterilizasyon, doğru teknik ve doğru hasta seçimi önemlidir.
Lazer sonrasında:
gibi geçici reaksiyonlar görülebilir.
Uygulanan lazerin türü ve yoğunluğu iyileşme süresini etkiler.
Özellikle pigmentasyon eğilimi olan ciltlerde işlem seçimi daha dikkatli yapılmalıdır.
Her iki yöntem de doğru uygulandığında akne skarlarını azaltmayı amaçlar; amaç yeni bir iz oluşturmak değildir.
Ancak işlem sonrası oluşabilecek reaksiyonlar kişiye ve kullanılan yönteme göre değişir.
Evet.
Bazı hastalarda farklı mekanizmaları hedeflemek için kombine tedaviler planlanabilir.
Bunun yanında PRP, RF mikroiğneleme, subcision veya başka yöntemler de skarın tipine göre tedavi planına eklenebilir.
Derin skarlarda yalnızca yüzey yenileme yapmak yeterli olmayabilir.
Örneğin cilt altına yapışık rolling skarlarda önce subcision gerekebilir.
Bu nedenle derin skarlarda “lazer mi mikroiğneleme mi?” sorusundan önce “Skarın anatomik yapısı nedir?” sorusunun cevaplanması gerekir.
Tek bir sayı vermek doğru değildir.
Akne skarı tedavileri çoğunlukla aşamalıdır ve birçok hastada birden fazla seans gerekir.
Kolajen yeniden yapılanması zaman aldığı için sonuçların hemen ortaya çıkması beklenmez.
Mikroiğneleme ve lazer birbirinin rakibi olmak zorunda değildir.
Bazı hastalarda mikroiğneleme daha uygun olabilirken, bazı hastalarda lazer veya kombinasyon tedavisi daha doğru bir seçenek olabilir.
Akne skarında en iyi cihaz değil, en doğru hasta-seçim ve tedavi planı önemlidir.